www.seslichat.net
  Sevgi
 


Güzel Aşklar Olmasaydı Acaba Hayat Nasıl Olurdu.. 

Genç adam ellerinde bir buket çiçek, sahile koşarak geldi... Gözleri şöyle bir sahilde gezindi, aradığını göremeyince ilk gördüğü banka oturup sevdiğini beklemeye başladı. Ellerinde yine her zamanki çiçeklerden vardı. Sevgilisinin en sevdiği çiçekler bunlardı. Kırmızı, kıpkırmızı, kan kırmızısı güller... Sanki dalından yeni koparılmış gibi tazeydiler, buram buram kokuyorlardı, sevgi kokuyor, aşk kokuyor en önemliside özlem ve hasret kokuyordu güller... Hepsinin üzerinde damlalar vardı. Sanki ağlıyor gibiydiler. Genç adam güllere baktı, sanki onlarla konuşuyormuş gibi, " Neden ağlıyorsunuz, bakın ben ne kadar mutluyum " dedi. Az sonra sevdiğini göreceği için kalbi yine deli gibi atmaya başlamıştı. Ne zaman onu düşünse, onunla buluşacağını hayal etse kalbi yine böyle yerinden çıkacakmış gibi oluyordu. Senelerdir birbirlerini sevmelerinde rağmen ikiside sevgisinden hiç birşey kaybetmemişti.. Onları hiç birşey ayıramazdı... Ne hasret, ne ayrılık, nede ölüm... Genç adam telaşla saatine baktı. Sevdiği yine geç kalmıştı, 1 dakika geç kalmıştı. Üstelik o, sevdiğini bekletmemek için dakikalarca önce koşarak geliyor, onu beklemeyi bile seviyordu. Oysa o her zaman bunu yapıyordu. Devamlı kendisini bekletiyordu. Herkesin bir kusuru olurmuş diye düşündü...Ve gözlerini önündeki uçsuz bucaksız denize dikti.. Denizin sonu yok gibiydi, tıpkı sevdiği kıza olan aşkı gibi denizinde sonu yoktu. Sonsuzluğa uzanıyordu...Aslında bugün onlar için çok özel bir gündü. Kendi aralarında sözleneceklerdi. Delikanlı öncebunusevdiğine açmış, sonrada gidip 2 tane yüzük almıştı. Bu kadar önemli bir günde bari, onu bekletmemeliydi.. Ama alışmıştı artık beklemeye, zararı yok biraz daha beklerim diye düşündü. Güllerin yaprakları nedense hala yaşlı idi. Bir türlü anlamıyordu onları. Herşey bu kadar güzelken neden ağlıyorlardı ki ? İşte az sonra sevdiği gelecek, ona sarılacak, kucaklaşacaklardı...Sonra söz yüzüklerini takıp, evliliğe ilk adımlarını atacaklardı. Genç adam öyle heyecanlıydı ki sevdiğine kavuşmak için can atıyordu... Ma>tılara baktı, birbirleriyle oynaşıp, uçuşan martılara... Ne kadar güzel dansediyorlardı havada. Tekrar saatine baktı genç adam. Endişelenmeye başlamıştı. Sevgilisi yine geç kalmıştı, hemde çok... Bu kadar geç kalmaması gerekiyordu. İşte hergün burada buluşmak için sözleşmiyorlar mıydı? Her gün sahilde, martılara bakarak, denizin onlara anlattığı masalları dinleyerek birbirlerine sarılıp hasret gidereceklerine söz vermiyorlarmıydı ? O zaman neden gelmemişti yine ??... Aklına kötü düşünceler gelmeye başladı.Hayır.. hayır..olamazdı. Sevdiğine birşey olamazdı. Onsuz hayat yaşanmazdı ki... O ölse bile devamlı benimle yaşar diye düşündü genç adam. Bunun düşüncesi bile hoş değildi. Gözlerini yere indirdi. Gözyaşlarını kimsenin görmesini istemiyordu. Zaten nedense etrafındaki insanlar ona sanki kaçık gibi bakıyorlardı. Rahatsız olmaya başladı bakışlardan. Artık bıkmıştı... Yine sevgilisi geldi aklına.. Neden gelmedi acaba diye düşünmeye başladı. Gözlerini kapattı. 7 sene oldu dedi. 7 senedir hergün bu sahildeydi, sevdiğini bekliyordu. Daha fazla dayanamadı. Kalbi parçalanacak gibi oluyordu. Gözlerinden bir damla daha yaş güllerin üzerine damladı... Yine gelmeyecek galiba, en iyisi ben onun evine gidiyim diye mırıldandı...Hiç olmazsa gülleri her zamanki gibi yanına koyar, ona vermiş olurdu... Genç adam ayağa kalktı.Sevdiğiyle buluşmak üzere, yeşil tepenin ardındaki kabristana doğru yürümeye başladı... 

Sizce de SevGi PaylaşılınCa Daha Hoş Oluyor DeğiL mi.. 

Bir Şair Olsaydım.. İlk Yazacağım Şiir'imin Adı Seni Seviyorum Olurdu.. 

Kara Sevda.. 

Böyle yağmurlu..bir yaz günü..sonbahar serinliğine bürünürüz..bardaktan boşalırcasına...bir yağmurla...anımsarız.. tüm anımsamamız gerekenleri...belkide kaybettiğimiz birçok şeyi yeniden buluruz..kimileri için sakladığımız yürekliliğimizi ıslak ve yalnız sokaklarda..yeniden keşfederiz..kendimizi buluruz bir okadar.!! 

Sonra bir sahil kahvehanesinde... kuru hiç bir yerimiz kalmayana dek..yağmur damlalarının tüm hikayelerini dinlemeyi camekanların ardından izlemeye yeğleriz..ıslaklıktan titresek bile...sıcak bir bardak çayın buğusunda canlanan hayallerimizi oracıkta perdeleriz...şiddetli yağmurun dinginleştirdiği denizi...yararak gelen sabah vapuru...tüm hayallerimizi alıp götürür...kimi zaman da birilerini yada sadece birini götürür.. geride kalan ise...yağmur,martılar ve ben.. martılar en iyi hüznü paylaşırlar..martılar hasretten anlarlar..çığlıkları yüreklere saplanır böyle zamanlarda..sanki bir gidenin ardından ağlar gibi...ya da kalanın duygularını dile getirir gibi... "hiç martıların ağladığını gördünmü "dedi remzi baba.. ve cevabını da kendi verdi yine.. "martılar gözyaşından olmuşlardır..fakat hüznün değil,umudun gözyaşından... "belki buydu duymak istediğim...ve her gidenin ardından..kendimi sahilde buluşumun nedenini anlamıştım...sessizce... yağmur diner...sessizlikte bununla beraber diner...ve sonra deli bir rüzgar esmeye başlar..ıslaklığını pekiştirircesine...bu sırada bir gonca ilişir gözüme..üstünde kalan yağmur damlacığının dansı..sonra.. biri gelir aklıma.. ve belkide bir gonca gülüşü olmak hayatta... dinen yağmur.. çılgınca esen rüzgar..ve camekanların ardından çıkan insalar...bir çoğu farkında bile değil.. bu yaşananların..ve ardından hareketlenen bulutların.. daha berrak bir havanın...kimileri için yeniden doğuşun...ve oluşan renk tonlarının..yaşanan hüznün..gidenlerin..hiçbir önemi yoktu...onlar kendilerinin bile farkında değildi..belkide... o an kimileri için ince bir hünerdir hüznü yaşamak demekten..başka birşey yapamazdım..güneşli bir günü yaşamak üzere..hüznümü yanıma alarak... bir çay karşılığı hayalerimi... bi daha ki yağmura denk orada bıraktım...

          


 
   
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Radyo GENÇULUKIŞLA <body> <p>Radyo genculukisla....</p> </body>